Sana nasıl anlatsam nasıl söylesem
Seni nasıl sevdiğimi nasıl özlediğimi
Yağmura hasret çöller mi desem
Güneşe hasret göller mi
Yıldıza hasret geceler mi desem
Şiire hasret heceler mi
Çocuk bekleyen analar mı desem
Memeye hasret bebeler mi
Ateşi bekleyen ocak mı desem
Hasretle açılan kucak mı
Sana nasıl anlatsam nasıl söylesem
Seni nasıl sevdiğimi nasıl özlediğimi
Anlar mısın sensizlikte neler çektiğimi
İşte sizlere bu konuya dair bir şiir. Sevdiğini söylemek belkide aşkın en zor yanlarından biridir. Fakat söylemekten korkuyor olmanız, "seni seviyorum" gibi basit iki kelimeyi bağlanma, belki evlenme ve hatta çocuk sahibi olmayla eş değer tutuyorsunuz anlamına geliyor. Bunun için de ne zaman ki bunu söylemek istesen dilin tutuluyor. Üstelik kalp atışların da hızlanıyor. Ama bunun nedeni ne yazık ki aşk değil sadece korku öyle değil mi? Önlenemez bir korku… Eğer gerçekten sevdiğin birine bu iki kelimeyi söylemeye cesaretin yoksa bile öyle kolayca kenara çekilmek yok. Çünkü ona sevdiğini söylemenin başka yolları da var. Bari bunları yapmaktan çekinme;
Neden korktuğunu söyle: Aslında sen tüm saydıklarımızı da yap ama yine de sevgilin seni seviyorum demediğini fark edecektir. Çünkü kadınların gözünden hiçbir şey kaçmaz. Üstelik hemen olmasa da ilerleyen zamanlarda bu konunun açılmasını engelleyemez ve bundan kaçamazsın da. Aksini yapmaya çalışırsan da gerçekten onu sevdiğini düşünecektir. Neden bunu söylemekten böylesine korktuğunu anlat ve mümkünse akla yatkın ve makul nedenlerle açıkla. Seni anlamasını sağlamaya çalış. Üstelik bu bile senin açından iyi çünkü konuşmak ve paylaşmak da aşkın göstergesidir.
Yemekle söyle: Aslında sevgilini bir restorana götürmen de hoş bir davranış ama asıl güzel olan ona kendi ellerinle yemek hazırlamandır. Bu açıkça onu sevdiğini ortaya koyar. Böylece kendini özel hissedecek ve onun için bu kadar zaman harcamana bayılacaktır. Bu arada yapacağım yemek kötü olur ya da çatalı yanlış yere koyarsam diye de korkma çünkü o, esas olarak onu düşünmenden etkilenecektir.
Hizmetinle söyle: Tabii ki sevgilin eve taksi tutarak ya da dolmuşa binerek dönebilir. Ama sıkışık trafiği göze alarak onu eve bırakman erkekliğin şanındandır. Zaten yapacağın başka hiçbir şey kapıdan kapıya servis kadar ince bir biçimde seni seviyorum anlamına gelmez.
Ailesiyle kaynaşarak söyle: Ailesinden ya da arkadaşlarından çok fazla hoşlanmayabilirsin. Ancak onlarla arada bir yemek yersen ve kaynaşmak için çaba sarf edersen sevgilin de bilecektir ki onu seviyorsun. Çünkü onun sevdiği insanlarla vakit geçiriyorsun…
Çiçeklerle söyle: Ben hiç romantik değilim diyen bir kadın bile bir buket kır çiçeği ya da tek bir gül karşısında bile erir. Kadın olmak budur çünkü. Sevildiğini bilmesi için dil dökmene hiç gerek. Tek bir hareketin dahi yeter de artar bile bunu hissetmesine. Zaten bakarsan kadın dergilerine ya da televizyondaki herhangi bir kadın programına hepsi çiçeği aşkın sembolü olarak ifade ederler. Elinde böyle bir ipucu hatta koz varken kullanmamak için hiçbir mazeretin olamaz değil mi? Üstelik unutma ki çiçek tüm kapıları açar!